Ş E H R İ R U Z G A R
 
  ANA SAYFA
  ÇANAKKALE RESİMLERİ
  ÇANAKKALE İLÇELERİ
  ÇANAKKALE BOĞAZI EFSANELERİ
  ÇANAKKALE ANTİK TARİHİ
  ÇANAKKALE ANTİK ŞEHİRLERİ
  ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
  ÇANAKKALE KARA SAVAŞI
  ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI
  TRUVA SAVAŞI EFSANESİ
  TRUVA TARİHİ
  GELİBOLU YARIMADASI ŞEHİTLİKLERİ
  ANADOLU YAKASI ŞEHİTLİKLER
  ULAŞIM
  ÇANAKKALE OTELLERİ
  AYAZMA
  GELİBOLU
  KAZDAĞLARI EFSANELERİ
  ASSOS
  NERELERE GİDELİM
  BOZCAADA
  GÖKÇEADA
ÇANAKKALE ANTİK TARİHİ





Antik isimleri Dardanos ve Troia olan
K
ale-i Sultaniye'nin ilk ahalisi Anadolu'dur. Antik adı Maydos olan Eceabat'ın keza M.Ö. 1200'lerde Yunanistan'da oturan ve oraya da Asya'dan gelen Akalar ve onlara karışan Helenler ilk önceden başta Çanakkale ve Eceabat'a yerleşen Asyalı Kadim halkların birbirine karışmasından meydana gelen kavimlerdir.

       Yörenin kültür yapısını etkileyen kavimler ise: Luwiler, Troialılar, Dardaniler, Leleğler, Törkiler, Frikler, Hititler, Trakyalılar, Lidyalılar, Akalar, İranlılar, Helenler, Roma ve Bizans ile Oğuz Türkmenleri olmuştur. Roma ve Bizans etkili olmuşsa da: Malazgirt Zaferinden sonra bunun yerini Türk - İslam kültürü almaya başlamıştır.

       Bakır ve taş çağının kapsadığı M.Ö. 6000- 2500 arasında Troia kenti kurulmuştur. Keza Dardanel ileri ki yılların durumunu bilemiyoruz. Yalnız Bayramiç Tonkırlı Köyü kuzeyindeki İkizce Tepe ile Hacıbekirler Köyü Kocadağ ve Çan ilçesi ile Yenice ilçesi arasındaki Çalkale üzerindeki yerleşim yerleri M.Ö.5000-6000 tarihleri dolaylarında olduğunu anlayabiliriz. 

       Hitit'lerde aynı dönemde ortaya çıkan Kuzey Anadolu Halklarından; Gaskalar ve Palaların Çanakkale yöresine geldiklerine dair bir belge bulunamamıştır. Ancak Ninovalı,  Asurlu ve Fenikeli tüccarların ünlü kent Troia sakinleri ile alış-veriş yapabileceklerini ve dolayısıyla Çanakkale yörelerine gelmiş olabileceklerini gözardı edemeyiz. Ticari ve ekonomik alış-veriş için gidip gittiklerine muhakkak gözüyle bakılabilir.

        Troia II. döneminde Anadolu'da yaşadıkları bilinen Proto-Hattiler'in bıraktıkları eserlerle Troia I nispetle çok ileri olan II. Kültür eserleri arasındaki yakın benzerlik her iki kültürü kuranların aynı soydan oldukları akla gelir. Bu itibarla Troia II'den itibaren Anadolu'nun Çanakkale'den Kilikya'ya kadar uzanan bölgelerine yayılan insanların orta Anadolu'daki Proto-Hattilerde aynı soydan olabileceklerini düşünebiliriz: O zaman bu iki ayrı kolun temelde aynı kökten oldukları kuvvetle muhtemeldir. Elhasıl Homoros Troialılardan komşuları diye söz ettiği plasglarda bu yörede yaşıyorlardı.

       M.Ö.1400'lerden itibaren ise Akalar yavaş yavaş Girit Krallarının nüfus ve hakimiyetinden kurtulmaya ve kendi hesaplarına Anadolu kıyılarında Koloniler kurmaya başlamışlardır. Belki de bu koloniler Troialılara bağlı idi. Hem de Troialılarla tanışmaya başlamış olabilecekleri de akla geliyor. Yani bu tür yakınlılıkları olmalıdır. Akalıların ellerinde bulundurmaya başladıkları kıyılar: Biga Yarımadasının Güneyinden İzmir çevresine kadar uzanan sonraları Eolya/Bayramiç - Çan - Ezine yöreleri idi. İzmir'den Büyük Menderes'e kadar olan kısmada İyonya adı verilmişti. Yenice'nin güneyinden Bergama ve Menemen sahalarını kapsıyordu. Sonraları Kıbrıs ve Suriye sahillerine kadar olan bölgelerini de tehdit etmeye başladılar. Bunlar akaların savaştan önce Çanakkale Boğazı çevresinden İzmir'' kadar olan Batı Anadolu''u istilaya başladıklarını teyit eden en eski bilgilerdir.         Ancak başta 6.Troia kenti olmak üzere içerlerdeki kasabalar yerli prensler tarafından idare ediliyordu. Akalılar içerlere sokulamıyorlar ve genel olarak da Büyük Hatti Krallığı'nın hakimiyeti altında bulunuyorlardı.

        Ta ki; Friglerin Hatti Krallığı'nı yıkmaya çalışmaları ve Akalıların 6. Troia yıkmaları ve Çanakkale yöresine hakim olmaları ve böylece M.Ö. 4000-3000 dolaylarında Asya'dan Yunanistan'a gelen Akalılar Troia'yı almalarından sonra Çanakkale İzmir'e kadar geniş bir saha içinde yayılıp bir Aka Medeniyeti meydana getirmişlerdir.

 Troia ve çevresinde Troialılar, Peoniler, Dardaniler, Traklar, Frikler, Lelegler, Törkiler, Likiler, Klikler adlarında çok çeşitli insan grupları gelmiş ve kalmışlardır. Bu insanların Çankkale yöresinde kurdukları şehirler : Önasya içlerinden gelen büyük ticaret yollarının sonlarında bulunuyorlardı. Bazıları iskele şehri idi. Sayıları 30 kadar vardı. Abidos, Sestos, Perion, Pigas, Lapseki, Asos, Troia ve Dardanos gibi. İşte Aka kültürüyle İç Anadolu kültürünün karışıp meydana getirdikleri kültüre Eolya ve İonya kültürü denmektedir. Yunan medeniyetinin kaynağı bu kültürdür. M.Ö. Eski kültürde ve M.S. Ortaçağda olduğu gibi gene o da Asya kökenlidir.

 M.Ö.1184 dolaylarında 7. yüzyıla kadar karışık bir dönem yaşayan Çanakkale yöresi M.Ö.787'de Lidya Kralı Figes zamanında onun egemenliğine girmiştir. Yani 6.Troia yıkıldı ve akabinde Hatti Devleti de yıkıldı. Böylece Çanakkale yöresinde uzun yıllar süren bir karanlık döneme girilmiş oluyordu. Ta ki Lidyalıların yöreye el koymaları ile kargaşalık bitip bölge sükunete ermiş oluyordu. Lidyalıların Başkenti Tre idi. Sonra Sard oldu. Şimdiki Salihli İlçesinde. Menderes ve Gediz Irmaklarının vadileri Lidya'nın merkez alanını teşkil ediyordu. Büyük Hatti Devleti'de bu çerçeve içinde olmalı idi. Şimdi o bölgenin içinde bulunan kasabalar; Çanakkale, Biga, Çan, Yenice, Balya, İvrindi, Balıkesir, Sındırgı, Manisa ve dolayları, Menemen, Bergama, Edremit, Tire, Foça, Ezine, Assos, ve Ayvacık yörelerini kapsıyordu. Kral Figas vaktiyle Frikyalılar'ın kestiği Adalar Denizi sahilleriyle Kızılırmak ötesindeki ülkeleri birbirine bağlayan ticaret yolunu açtı ve Efes'ten başlayarak Sard üzerinden doğuya giden ve kral yolu denilen bu ticaret yolu üzerinde emniyetli konak yerleri kurmuştur. İlk kervansaraylar Mısırlılarla Sinoplular arasında münasebet tesis ettiler. O zaman eski dünyanın en mühim ticaret merkezi ve zengin ülkesi Lidyalılar idi.

 Lidyalı Kral Gigas'ın bu kadar emek verdiği muvazeneli ve çalışkan siyaseti: İranlılar'ın bir kasırga gibi Anadolu'yu sarması karşısında yıkılıp gitmiştir. Lidyalılar İranlılarla yaptıkları ilk savaşta yenildiler ve sonra kendilerini toparladılar ve ikinci bir savaştan sonra ise anlaşma yaptılar ve sınırlarını belirlediler. Bundan sonra Kral Aliyad Batı Anadolu'yu eskisinden daha büyük bir refaha kavuşturdu. Başkent Sard Anadolu'nun ilim ve kültür merkezi haline geldi. Aliyandan sonra kral olan Krezüs zamanı Lidya'nın en parlak dönemi sayılır. Troia dahil bütün Eolya-İyonya kasabaları yine Lidya Krallığı'na tabi olurlar. Ancak Lidya Krallığı sosyal ve kültür devleti idi. Yani Lidyalılar ilim ve sanata ağırlık veriyorlardı. Manisa dolaylarında eserleri bunun hala ispatı sayılabilir. Bunun yanında savaşacak ordusu zayıftı. Yani düzenli bir orduya sahip olduğu söylenemez. Bunun farkına varan İranlılar Lidya'ya tekrar saldırdılar. Kral Karazzüs esir edildi ve Başkent Sard düştü. Böylece Lidya Devleti çöktü. Bütün Anadolu ve Çanakkale yöreleri dahil İranlıların eline geçmiş oldu. Fakat burada gerçek olan şu ki; İran istilası ile Anadolu siyasi üstünlüğünü kaybetmiş olsa da, kültür bakımından üstünlüğünü kaybetmemiştir. Bu işgal askeri bir işgal idi. Kültürel olarak bir etki meydana getirmemiştir.

 M.Ö.546 ve 547 dolaylarında başlayan İran istilası Lidya Krallığı'nın uç noktalarından biri olan Çanakkale dolayları hakimiyeti M.Ö. 513-500 tarihleridir. M.Ö. 479'larda ise Tras arazisinden çıkarılmaya başlamışlardır. Yani Atina önderliğinde başlatılan İranlılara karşı Batı Anadolu ayaklanmalar müspet olarak gelişmiştir. Bu arada ise Atinalılar İranlılarla mücadeleyi bırakıp Ispartalılarla savaşa başlarlar. Hatta M.Ö. 425'te Erenköy'ün 2 km batısında Rhoiteion kentini ele geçirirler. Bu savaşlar Eceabat yörelerinde 18 yıl sürer. Sonra Atinalıların savaşı bırakması ile son bulmuştur. Bundan sonra ise İran ve Isparta savaşları başlar ve sonucunda Atina da bağımsız devlet olur. İran - Isparta savaşı devam etmektedir. Atina ise gizli gizli İranlılara yardım etmektedir. Ne var ki; her iki taraf savaştan bıkıp usanmış ve yüzbinlerce kayıp vermişlerdi. Bu itibarla İranlılar M.Ö. 389-386 tarihlerinde bütün Batı Anadolu Helen kentlerinin temsilcileri Sardas'ta toplandı. Görüşmeler yapılır ve İranlılar hepsine bağımsızlık  verdi. Fakat bu arada Helenler kendi aralarında yine savaş başlattılar. İranlılar ise özellikle Atina ve Isparta savaşlarından dolayı Çanakkale yörelerine hakim olsa da başarılı bir yönetim sergileyemedi. Özellikle dağlık bölgelerdeki halk hep kendi başlarına buyruk yaşadılar. Yani dağlık bölgelerdeki insanlarla ne İranlılar ne  Atinalılar  ve ne de Ispartalılar baş edemediler. Bunlar Anadolu kökenli bölgenin yerli kavimleri idi. Yani bizim dedelerimiz ve atalarımız. oluyorlardı.

 M.Ö.370 dolaylarında İran'da merkezi otorite iyice zayıflamıştı. Bu yüzden Çanakkale ve Batı Anadolu'daki İran valileri bağımsız hale geldiler. Assos ve Troia'nın İran Valisi Manyas Gölü güneydoğu kıyısındaki Deskyleion kentinde oturuyordu. İran hakimiyetinin zayıflamasını bu bölgedeki isyan etmemiş bir çok valinin güçlenmesine neden oldu. Bunun yanında M.Ö. 335'lere gelindiği zaman Makedonya Krallığı güçlenmiş Trakya'ya egemen olmuştu. Artık kader hükmünü İranlıların aleyhine icra edecekti. Nihayet İskender'in M.Ö. 334 Granikos Savaşı ile İranlıların Çanakkale yörelerinden tamamıyla çekilip gitmesiyle sonuçlanmıştır. Böylece İskender hem Batı Anadolu'yu hem de Orta Anadolu'yu işgal etmiş oluyordu.

 İskender'in ölümünden sonra yapılan taksimde; Çanakkale Bölgeleri onun kumandanlarından Lysimakhos'un hissesine düşmüştü. İsmi ile anılan Lisamakos kasabası Gelibolu ile Kavak Beldesi yakınlarında idi. Ama Çanakkale Bölgeleri; Geyikli Beldesi ile şimdiki Kestanbol Ilıcaları arasında kalan Aleksandır Troia'yı kuran meşhur Antigohos'un hissesinde idi. Onun M.Ö. 301 tarihinde ölmesi üzerine bu bölgeler Lisamakos'a kaldı. onun da M.Ö. 281 yılında öldürülmesi ile nihayetinde bölge Bergama Krallığı'na tabi oldu ve kargaşadan kurtuldu. M.Ö. 180 ile M.Ö. 129'da ise Bergama Krallığı Romalılara tabi olunca Çanakkale yöreleri de Roma'ya tabi oldu. Bu hakimiyet 500 yıl kadar sürmüş ve Çanakkale'nin en uzun süreli sükunet dönemi sayılır. Roma Krallarından Hadrianus : M.S. 117 - 138 yöreyi büyük çapta imar etti ve bayındır hale getirdi. Ondan sonra gelen krallardan Aurelianus Troia'yı Başkent yapmayı düşündü fakat gerçekleştiremedi. Sonunda İstanbul seçildi ve M.S. 330'da Romanın resmen başkenti ilan edildi. Ama imparatorluk tek elden ve İstanbul'dan idare edilemedi ve 395'te  ikiye bölündü ve Bizans Devleti kurulmuş oldu. Eceabat yöreleri Bizans'a tabi oldu ve Troia'dan sonra Abidos'a da gümrük merkezi kurdular. Yani bundan sonra Troia ikinci planda kaldı ve Abidos birinci plana çıkmış oluyordu. En haşmetli devri 395 - 641 arasıdır. Ondan sonra devamlı Müslümanların baskısına maruz kalmıştır. Nihayet 1453'te Bizans tarihine gömülmüş ama Yunanistan kendisini Roma ve Bizans'ın varisi kabul edip devamlı bir çıban başı olarak önümüzde durmaktadır. 

Nihayet 6497da Kıbrıs Adasını alan Arap orduları 655'de Muğla kıyılarında Bizans ordusunu ağır bir yenilgiye uğratmışlardır. Gene 668 - 669 tarihlerinde Çanakkale Boğazın dan geçen Arap orduları İstanbul üzerine vardılar ve aynı yoldan geri döndüler ; bu defa üçüncü kez  Halife Velid ve Süleyman zamanında ve başkomutan dan dinlenme mahiyetinde Abdos /Nara Burnu/ kasabasında konakladılar. Buraya bir cami ve bir de çeşme inşa ettirdiler. Oradan İstanbul'a ulaşıp yine fethedemeden aynı yolu takiple geri döndüler. Arap orduları İstanbul'u fethedemediler ama Bizans'ı Anadolu'da iyice hırpaladılar. Bu durum Fatih'in işini kolaylaştırmıştır. 1075 tarihinde İznik'i başkent yapan Anadolu Selçuklular'ı Çanakkale yöresine hakim olmuşlardı. Bu şu demek oluyordu. 1075'den 1085'e gelindiği zaman Çanakkale Yöreleri tamamıyla Süleyman Şah'ın olmuş oluyordu. Böylece Türkler Doğu Anadolu - Orta Anadolu'dan Adalar denizi kıyılarına kadar uzanan geniş ve verimli ovalarda yerleşip üretici durumuna geçmişlerdi.

 Süleyman Şah bu işlerle uğraşırken İzmir ve çevresinde bağımsız olarak Çaka Beyliği kuruldu. Çaka çok geçmeden Urla - Foça kıyı kentlerini el geçirdi. Midilli, Sakız, Sisam, İstanköy, Rodos gibi adalara el koydu. Daha sonra Edremit üzerine geldi ve şehri teslim aldı. Oradan gelip Bizans'ın gümrük merkezi olan Çanakkale / Abidos'u kuşattı. Bu olaylar ve gelişmeler Bizans'ı korkutmuştu. Bu arada Süleyman Şah öldü ve Kılıç Arslan'ı kışkırtan Bizans kayınpederi Çaka Beyi ortadan kaldırdı. Yani hem seni ve hem bizi temizleyebilecek fikrini ileri sürmüştü. Böylece Bizans geçici de olsa rahat bir nefes almıştı. Çaka'nın ölümünden sonra ve onu takip eden Birinci Haçlı Seferlerine müteakip yıllarda Çanakkale Yöresi gene Bizans'a tabi oldu ve nihayet 1296 tarihinde kurulan Karasi Beyliği dönemi ile Çanakkale toprakları söz konusu Türk Beyliğine tabi olmuştur.

 

 
   
değerli ziyaretçiler  
  Site henüz tamamlanmamıştır.Çalışmalar devam etmektedir.
Öneri ve eleştirilerinizi bekliyorum.Saygılarımla...
 
Bugün 35777 ziyaretçi (54985 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol